ANKARA / TEKHA
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplanan Kabine Toplantısı sonrasında kameraların karşısına geçerek açıklamalarda bulundu. Konuşmasının başında Manisa-Akhisar karayolunda meydana gelen trafik kazasına değinen Erdoğan, yaşamını yitiren 11 vatandaşa Allah’tan rahmet, yaralılara ise acil şifalar diledi.
Suçluların İadesinde Kararlı Mücadele
Erdoğan, 9 Ekim tarihinde İstanbul’da düzenlenen ‘Adaletin Zirvesi: İnsanlık İçin Ortak Sorumluluk’ temalı programa katıldıklarını belirterek adli süreçlere ve sınır aşan suçlara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Şurası bir gerçek ki; bugün suç coğrafyası, artık tek bir ülkenin hudutlarıyla sınırlı olmaktan çıkmıştır. İster adi suçlu, ister belediye vurguncusu, ister uyuşturucu tüccarı, isterse terör örgütü mensubu olsun; hukukun dışına çıkan hiç kimseye, dünyanın hiçbir yerinde rahat ve huzur olmamalıdır. Devletimizin nefesi adaletten kaçacaklarını veya kendilerini böyle zannedenlerin ensesindedir. Bu kapsamda, 2026’nın ilk 9 ayında 294 kişinin ülkemize iadesini sağladık. Aynı dönemde farklı aramalar çerçevesinde 736 kişiyi ülkemize getirdik. Nerede saklanırsa saklansınlar; milletin malına ve canına kastedenlerin tepesine binmeye devam edeceğiz.”
Deprem Güvenliği Ve Kentsel Yenilenme Vurgusu
İstanbul Maltepe’de dört gün önce çöken ve 5 kişinin ölümüne yol açan binayı hatırlatan Erdoğan, kentsel dönüşüm çalışmalarının aksatılmaması gerektiğini kaydetti. Sürecin siyasi tartışmalardan uzak tutulması çağrısında bulunan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Vefat eden kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet; ailelerine sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Maltepe’de yaşanan bu acı olay, İstanbul’un kentsel dönüşüm meselesinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir. İstanbul’da deprem gerçeğini ertelemek, görmezden gelmek veya günlük siyasi çekişmelere kurban etmek, İstanbul’a ihanet etmek olur. Biz her ‘kentsel dönüşüm’ dediğimizde, birilerinin çıkıp ‘rantsal dönüşüm’ diyerek feveran etmesinden artık bıktık, usandık. Kimsenin ideolojik ezberleri dolayısıyla insanımızın hayatıyla oynamaya hakkı yoktur ve olamaz. Bakıyorsunuz, kendileri villalarda, lüks ve güvenli sitelerde yaşıyor ama söz konusu İstanbul’un yapı stokunun yenilenmesi olunca, en fazla bunlar bağırıyor, en çok bunların sesi çıkıyor, en fazla gürültüyü bunlar yapıyor. Bu riyakarlığa artık ‘dur’ demenin vakti gelmiştir.”
Yarısı Bizden Desteği 2027 Yılına Kadar Uzatıldı
Kentsel dönüşüm çalışmalarındaki mevcut verileri paylaşan ve İstanbul’daki riskli binaların tahliyesi konusunda belediyelere çağrıda bulunan Erdoğan, şu bilgileri verdi:
“Fatih’in emaneti İstanbul’umuzu, bu kentsel dönüşüm seferberliğinin adeta başkenti olarak görüyoruz. Türkiye’de her iki kentsel dönüşümden birini İstanbul’da yaptık. 2012 yılından beri İstanbul’da 1 milyon 298 bin bağımsız bölümü dönüşüm kapsamına aldık. 1 milyon 7 bin bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. 291 bin bağımsız bölümün dönüşümü ise halen devam ediyor. 5 milyona yakın vatandaşımızı güvenli yuvalarına kavuşturduk. Vatandaşımızı kentsel dönüşüme teşvik etmek için de her adımı attık. İstanbul’umuza özel ‘Yarısı Bizden’ kampanyamızı başlattık. ‘Yarısı Bizden’ ile bugüne kadar 544 bin 564 bağımsız bölümü dönüşüm kapsamına aldık. Daha fazla vatandaşımız bu imkandan yararlanabilsin diye kampanyanın süresini 31 Aralık 2027’ye kadar uzattık. Mevcut destek programımızda her bir konut için 875 bin lira hibe, 875 bin lira kredi ve 125 bin lira taşınma desteği sağlıyoruz. İş yeri sahiplerimize 437 bin 500 lira hibe, 437 bin 500 lira kredi ve 125 bin lira taşınma desteği veriyoruz. Yani insanımızı, çatısı altında gönül huzuruyla oturacağı güvenli konutlara kavuşturmak için devlet olarak üzerimize ne düşüyorsa, yapıyoruz.”
Vatandaşlara ve yerel yöneticilere seslenen Erdoğan, “Lütfen kentsel dönüşüm konusunda atılacak adımları ertelemeyin. Komşularınızla uzlaşmak, gerekli işlemleri başlatmak, güvenli bir yuvaya kavuşmak için bugünden harekete geçin. Hükümetimiz tüm imkanlarıyla, İstanbul’un dönüşümü için gövdesini taşın altına koymuşken; siyasi parti ayırt etmeksizin tüm belediyelerimizden de aynı anlayışı, aynı çabayı, aynı hassasiyeti göstermelerini bekliyoruz. Şehrini, ilçesini gerçekten seven sorumluluk sahibi belediye başkanlarını, kentsel dönüşüm projelerine ağırlık vermeye çağırıyorum” dedi.
Ortadoğu’daki Gerilim Ve Savunma İş Birliği
Bölgesel gerilimlere ve dış politikadaki gelişmelere odaklanan Erdoğan, anlaşmazlıkların diplomatik zeminde ele alınması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin barış vizyonunu koruduğunu belirten Cumhurbaşkanı, şunları kaydetti:
“Lübnan’dan Yemen’e ve İran’a uzanan hatta gerilim tırmanmakta, özellikle vekil güçler aracılığıyla farklı hesaplar görülmeye çalışılmaktadır. Türkiye, bir süredir etrafını çevreleyen kriz kuşağına rağmen, istikrar adası konumunu her geçen gün perçinlemektedir. Bölgesel sahiplenme anlayışıyla anlaşmazlıkların harp sahasında değil, müzakere masasında diyalog ve diplomasiyle çözümünü savunuyoruz. Egemenliğe ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı, temel ilkemizdir. Bize göre bölünme ve parçalanma, sadece bölgemizi kan gölüne çevirmek isteyen şer odaklarının çıkarlarına hizmet edecektir.”
Riyad’da yaşanan havalimanı saldırısını kınayan ve Türkiye, Pakistan ile Suudi Arabistan arasındaki üçlü savunma anlaşmasına değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aralarında umre ziyareti yapanların da olduğu vefat eden kardeşlerimize Yüce Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Türkiye, hukuk ve insanlık dışı saldırılar karşısında Suudi Arabistan’ın ve Suudi kardeşlerinin yanındadır. Pakistan ve Suudi Arabistan’la birlikte 7 Ağustos’ta imzaladığımız Ortak Savunma Anlaşması’nın kurumsal altyapısını oluşturma çalışmalarımız devam ediyor. Savunma iş birliğimizi iki temel kulvarda ilerletiyoruz. İlk olarak; kolektif savunma ve bölgesel iş birliği hedefleri doğrultusunda çalışıyoruz. İkinci olarak; bu iş birliğinin kalıcı ve işleyen bir kurumsal yapıya kavuşması için gerekli adımları atıyoruz. Bilinmesini isterim ki; NATO’da olduğu gibi, Ortak Savunma Anlaşması kapsamındaki faaliyetler de ulusal mevzuatımız temelinde yürütülecektir. Türkiye’yi farklı bir yerde resmetmeye çalışan ve kime hizmet ettiği aşikar olan söylemlerin hiçbir geçerliliği yoktur. Anlaşmanın, iç onay işlemlerinin tamamlanması için Gazi Meclisimize sevkine yönelik çalışmalarımız sürüyor. Türkiye’nin duruşu, hassasiyetleri ve savunduğu ilkeler bellidir: Biz, hadiselere etnik ve mezhebi bir mercekten bakmıyoruz. Biz bölgemizin tamamında barışın ve istikrarın hakim olmasını istiyoruz. Bundan sonra da bölgesel sahiplenme temelinde barışı savunmaya, barış için gayret göstermeye devam edeceğiz.”
Öğrencilere Yönelik İstihdam Ve Gelir Desteği
Üniversite gençliğine sunulan iş deneyimi ve mali olanakları detaylandıran Erdoğan, İŞKUR Gençlik Programı hedeflerini paylaştı:
“Gençlerimizin eğitimlerini sürdürürken çalışma hayatını tanımalarına, tecrübe kazanıp geleceğe daha iyi hazırlanmasına büyük önem veriyoruz. Bu amaçla başlattığımız İŞKUR Gençlik Programı’na gençlerimiz de çok yoğun ilgi gösteriyor. Bugüne kadar programdan istifade eden genç sayısı 220 bine yaklaştı. Bu genç arkadaşlarımız hem deneyim sahibi oldular hem de belli miktarda gelir elde ettiler. Biz de gençlerimizin bu ilgisini karşılıksız bırakmıyoruz. Şimdi yeni bir adım daha atıyor ve programın 2026-2027 dönemi kontenjanını 150 bine yükseltiyoruz. Program kapsamında gençlerimize günlük bin 375 lira ödeme yapılacak. Ayda 14 gün katılan öğrencilerimiz ise 19 bin 250 liraya kadar destek alabilecek. Ayrıca gençlerimizin sigorta primlerini devletimiz karşılayacak. İlaveten belirli şartlarda bin 250 liralık promosyon ve çeşitli harcamalarda özel indirim imkanları sunulacak. Gençliğin Üretim Çağı, yani GÜÇ Hamlemizle 3 yılda 3 milyon gencimize ulaşmayı hedefliyoruz. İŞKUR Gençlik Programından ise 2028 yılı sonuna kadar 1 milyon üniversite öğrencimizin yararlanmasını amaçlıyoruz. Gençleri şahsi ikballerine alet etmeye çalışanlara inat, biz gençlerimizin eğitimine, istihdamına ve geleceğine desteğimizi artırarak sürdüreceğiz. Gençlerimizi ne marjinal yapıların ne terör örgütlerinin ne de kariyerist siyasetçilerin ihtiraslarına terk etmeyeceğiz.”
Fon Mağdurlarına Anapara Ve Ara Ödeme Takvimi
Tasarruf finansman ve fon şirketlerine yönelik adli ve idari operasyonları aktaran Erdoğan, hak sahiplerine yönelik ödeme planına dair ayrıntıları aktardı:
“Devlet Denetleme Kurulumuzun görevlendirilmesinden Fon Koordinasyon Kurulumuzun teşkiline, Türkiye Büyük Millet Meclisimizin bilgilendirilmesinden kanuni düzenleme gerektiren hususlarda yasa teklifinin meclisimizin takdirine sunulmasına, Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası’nın Emlak-Katılıma devrinin başlamasından, Merkezi Kayıt Kuruluşu işlemleri tamamlanan fonların ödemelerinin başlamasına kadar pek çok müspet adım atıldı. Meselenin yargı tarafında soruşturmalar titizlikle ve derinleştirilerek devam ediyor. Fon şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin de içinde bulunduğu 282 kişi hakkında hukuki işlem yapıldı. Bunlardan 84’ü tutuklanırken, 27 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkartıldı, 99 kişi hakkında da adli kontrol uygulandı. Kanun Teklifinin Meclisimizden geçmesiyle birlikte ekim ayı içinde 1 milyon liraya kadar anapara ödemelerine başlanacak. Olağan ve olağanüstü tasfiyelerin ekim ayı içinde yapılmasını müteakip, 455 bin 758 kişinin kayda değer bölümü ‘ara ödemelerini’ almış olacak. Fon Koordinasyon Kurulumuz kamuoyumuzu detaylı ve düzenli bir şekilde bilgilendirecek.”
Sermaye Piyasalarında Şeffaflık Ve Hukuk Vurgusu
Ekonomik alanda manipülasyon yapanlara izin verilmeyeceğini ve haksız kazanç sağlayanların yargı önünde hesap vereceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Bizim şu anda birinci önceliğimiz; siyasette tek sermayesi polemik olanlara laf yetiştirmek değil, kamu kaynakları kullanılmadan bu sürecin şeffaf, adil, hızlı biçimde yönetilmesidir. Bir kere daha şunu herkesin bilmesini, herkesin anlamasını isterim. Milletimizin hak ve hukukunun korunması bizim kırmızı çizgimizdir. Fahiş getiriler elde etmiş; spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlamış her kim varsa, bunun bedelini mutlaka ödeyecektir. Başkaları soygunculara, milletin malına el uzatanlara, harama tevessül edenlere, sırf siyasi parti aidiyetleri sebebiyle sahip çıkabilir, onlara kol kanat gerebilir; onlar için şehir şehir gezip miting düzenleyebilir. Biz onlara benzemeyiz. Bizim ne siyaset tarzımızda ne de devlet yönetim anlayışımızda asla böyle bir durum olamaz. Hukukun meşru sınırları dışına çıkan kim olursa olsun, hesabını sorarız ve soruyoruz.”
Sermaye piyasalarına yönelik yasal adımların süreceğini kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ek düzenlemelerle sermaye piyasalarımızın bünyesini bu tür mikroplara karşı güçlendirecek, işleyişini inşallah çok daha sağlıklı hale getireceğiz. Elbette bu adımları atarken boğazlarına kadar çamura batmış olanların tamamen ‘çamur at izi kalsın’ tamamen nefret siyasetiyle kadrolarımıza, kabine üyelerimize karşı haysiyet cellatlığı yapmasına müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’de, şahsım dahil hiç kimse eleştirilemez değildir. Ama hiç kimsenin unvanı, mesleği, konumu ona, bir başkasına karşı itibar suikastı düzenleme hakkı vermez. Eleştiri hakkı, yalan ve çarpıtmayla muhatabını karalama hakkı değildir. Aynı şekilde ifade özgürlüğü, önüne gelene iftira atma serbestisi değildir. Kamu adına hesap sorduğunu iddia eden herkes görevini sorumluluk bilinciyle yapmalı; insanların onuruyla, haysiyetiyle oymamalıdır.”
